Followers

Tuesday, August 21, 2012

Film Analizi:Federico Fellini’nin Giulietta delgi Spiriti ( Ruhların Jülyeti )

T.C.
Yeditepe Üniversitesi
Fen-Edebiyat Fakültesi

İngiliz Dili ve Edebiyatı Bölümü

CPLT 361
İtalyan Edebiyatı ve Kültürüne Giriş I

Film Analizi:

Federico Fellini’nin
Giulietta delgi Spiriti
Ruhların Jülyeti
Öğretim Görevlisi
Ayşen TIRLI

2012 Yaz
Filmin Özeti

Giulietta, Fregene’deki yazlık evindedir. Bir akşam kocası Giorgio ile 15. evlilik yıldönümlerini kutlamak için iki kişilik baş başa bir akşam yemeği hazırlamıştır. Kocası eve gelir; ancak yanında birkaç şamatacı arkadaşını da getirir. Giuliette istediği gibi kocasıyla hzurlu bir akşam geçirememektedir; ancak grubum şamatacı atmosferine katılır. Aynı akşam, içinde bir medyumun olduğu grupla birlikte ruh çağırma seansına girer. İris ve Olaf adlı ruhlar gelir. Medyum kendileri
için ruhlardan yorumda bulunmalarını isterler. İris, son olarak Giulietta’ya çok aptal olduğunu söyler ve bu sözler onu çok üzer. Seans biter ve grup gece geç vakitte dağılır.
Giulietta sabah küçük yiğenleriyle sahile gider. Orada doktor ve birkeç arkadaşıyla sohbet eder. Konu bir şekilde sanrılara ve hayali varlıklara gelir ve Giulietta da küçükken gözlerini her kapadığında küçük adamlar gördüğünden bahseder. Gözünü kapadığında da aniden salıncakta sallanan, yüzü ince bir tülle örtülü güzel bir kadın girer ve gözünü açmasıyla da hayal kaybolur. Bu sırada sahile denizden ilginç bir grup girer.  Gruptakiler oldukça ekzanterik ve tıpkı Doğu ülkelerinin masallarından çıkmış insanlara benzer ve denizden çıkıp karaya gelirler. Giulietta gelenin pek fazla kendisiyle konuşmadığı, güzel ve şatafatlı bir şekilde giyinip ilginç fantezilere sahip yan komşuzu Suzy’dir. Giulietta bir ara uykuya dalar ve rüyasında elinde bir halatta denizden bir şey çeken kırmızılar içinde bir adam görür. Adam, yaşlı olduğu ve Giulietta’ya denizde kendisi için bir şey olduğunu söyler. Giulietta, halatı alır. Halat bir sala bağlıdır ve salın üstünde ayakta duran ve bir tanesi de ayakları havada olan sırt üstü yatmış atlar görür. Daha sonra ise büyük bir konteynır görünür. Konternırın kapağı açılır ve içinde kimi yarı çıplak, kimi tamamıyla çığlak kadınlı erkekli insanlar vardır. Bunların arasında savaşçıya benzer, koyu tenli, vahşi görünümlü, genç erkekler de vardır.   Giulietta, doktordan yardım isteyerek uyanır.
Sahilden ayrılan Giulietta, ormanda annesi ve iki kız kardeşiyle karşılaşır. Yeğenlerinin annesi çocukları alır, diğer kız kardeşi ise akşam yayınlanacak olan programda iyi bir rol kaptığıyla övünür. Giulietta’nın annesi ve iki kız kardeşi oldukça güzel, bakımlı ve iyi giyinimlidir. Herkes arabaya bindiğinde, Giulietta’nın annesi, Giulietta’ya bakar. Ona neden iyi giyinip, allık sürmediği konusunda eleştirir. Giulietta ise yazlıkta olduğunda gerek duymadığını söyler. Giulietta herkesi arabasına bindirir ve oradan ayrılır.
O günün akşamında Giulietta’nın kocası Giorgio, eve yorgun döner. Yemek yemeden yatmaya giderler. Yatakta Giorgio, Gabriella isminde bir kadının ismini sayıklar. Giulietta, her ne kadar ona ismini sayıkladığı kadının kim olduğu söylese de Giorgio derin uykuda olduğunda soruyu cevaplamaz.
Sabah olduğunda Giulietta, Giorgio’ya Gabriella’nın kim olduğunu sorar; ancak Giorgio, Gabriella’nın kim olduğu bilmediğini söyler. Akşama döneceğini söyleyip kapıdan çıkar. O günün öğle saatlerinde Giulietta, yardımcıları ile birlikte ipe kış için biber dizmektedir ve kafasında hala aynı soruyu sorar; ancak kocasının kendisine asla yalan söylemeyeceğine dair ettiği yemini aklına gelir. Bu arada Valentina gelir ve saat 5’te kendisiyle meydanda buluşmasını ister. Bishna adlı ve Amerika’da birçok takipçisi olan bir medyumu görmeye gideceklerini söyler. Giulietta gelmel istemez, ancak sonunda ikna olur.
Toplantı oldukça ilginçtir. Toplantıda elmadan konuşurlar ve önemli olanın biçim değil biçimin ötesindeki olduğuna değinilir. Bir ara Bishna odasına, sandalye üzerinde götürülür. Bishna, Giulietta’yı odasına çağırır ve konuşmaya başlar. İlk olarak Giulietta’ya aşk ile ilgili öğütler verir; ancak konuşan Bishna değil içindeki ruhtur, İris’tir. İris, Giulietta’ya aşkın bir din, kocanın ilah, kadının rahibe ve vücudunda da tapınak olduğunu söyler; bir nevi kocasına karşı “fahişe” gibi olmasını öğütler. Bu arada Giulietta, sanrılar görmeye başlar: Arkasını dönmüş çıplak bir adam, salıncakta sallanan güzel bir kadın ve aynı kadının atın üstüne binmiş halini görür. Giulietta odadan ayrılır. Bishna akşama güzel bir sürprizle karşılaşacağını söyleyerek son mesajını Giulietta’ya bildirir.
Eve dönerken Giulietta arabada arkadaşlarıyla Bishna’nın odasında İris’le konuştuğu ve onu sesinden tanıdığını söyler. Valentine, İris’in kim olduğun meral ettiğini söylediğinde Giulietta, kadının, dedesiyle yıllar önce kaçan bir balerinde olabileceğini söyler. Giulietta, çok küçükken annesi, dedesi ve kız kardeşleriyle sirke gitmiştir. Sirkte renkli kıyafetler içinde adamları, filleri, yarı çıplak bir halde dans eden, koyu tenli, yerli dansçıları ve dedesinin âşık olduğu güzel balerini izlemiştir. Giulietta hep balerini ve dedesini sirkin uçağıyla kaçtıklarını
hayal etmiştir. Giulietta dedesinin davranışları yüzünden müdürün onu attırdığını ve çok neşeli bir adam olduğunu söyler; ancak piskopos dedesinin “şeytanla” antlaşma yapmış bir adam olduğunu söylediği için de korktuğunu dile getirir.
Giulietta, gece eve vardığında bahçede içki hazırlayan, yakışlıklı ve romantik bir adam bulur. Bütün gece şiir gibi konuşur ve Giulietta’yı mest eder. Gece karı- koca uyumaya giderler. Gecenin bir vakti Giulietta, kocasını bir kadına telefonda konuşurken yakalar; ancak kocası uyandırma servisi ile konuştuğu ileri sürerek konuyu kapatmaya çalışır.
Giulietta, sabah ilk iş olarak, kız kardeşiyle birlikte bir dedektiflik bürosuna uğrar. Amacı kocasının kendisini gerçekten aldatıp aldatmadığını ve doğruysa aldattığı kadını bulmaktır. Ancak Giulietta’nın vicdanı rahat değildir, yaptığı şeyden rahatsızlık duyar. Ofiste dedektif gerekli tüm bilgileri ona verir. Dedektif, Giulietta’dan kocasının fotoğrafını ister. Fotoğrafı birlikte çalıştığı psikologa verir ve hemen kocasının  kişilik analizini yapar. Psikoloğun söylediği analizler doğrudur, kocasının güzel kadınlara zaafı vardır. Dedektif Giulietta’ya anlaşmayı okur ve kocasıyle ilgili her şeyi bilmek isteyip istemediği sorar. Bu arada piskoposun hayali gelir ve yaptığı şeyin yanlış olduğu ve intikamı tanrıya bırakmasını, “günaha dahil olmamasını” söyler. Ve sonunda Giulietta, kocasıyla ilgili her şeyi bilmeye hakkın olduğu düşünüp “Evet”, der.
Eve dönüşünde bahçede yakışıklı Jose’yi gitar çalarken bulur; ancak Giulietta sessiz bir şekilde bahçeden çıkar ve ormanda yürümeye başlar. Giulietta, heykel traj arkadaşı  Dolores’in evine gider. Orada arkadaşı iki figürü tasvir etmektedir. Dolores eskiden tanrıdan korktuğunu çünkü onu kuramsal ve soyut olarak hayal  ettiğini söyler. Şimdi ise onu heykellerinde güzel bir vücut olarak canlandırdığı için bir sevgiliye, bir kahramana dönüştürdüğünden artık arzuladığı bir varlık olarak gördüğünü söyler. Giulietta da küçükken tanrıyı rahibelerin tiyatrosunun hep kapalı duran tozlu kapısının ardında saklandığına inandığını söyler. Giulietta geçmişi hatırlar. Küçükken azizenin hayatının oynandığı bir piyesi hatırlar. Kendisi Hristiyanlığa inanan ve imparatorluk yüzünden  inancından vazgeçmesi istenen azizyi oynamaktadır. Sahnede imparatorluğun silahlı askerleri, yargıç ve sahte ateşten oluşturulmuş bir yatak-ızgara görünümlü bir platform vardır. Bu arada, kendisinden yaşça büyük ve 15 yaşında intahar etmiş olan arkadaşı Laura da vardır ve Giulietta’ya yukarı çıktığında kendisini Tanrı’ya sormasını ısrar eder.  Azize kılığındaki Giulietta, dininden vazgeçmez ve yanan platforma bağlanarak göğe yükselir. İzleyiciler arasındaki dedesi bunun bir saçmalık olduğunu söyleyerek, siyahlar içerisindeki rahibelere Giulietta’yı aşağı indirmelerini söyler ve isterlerse kendilerinin çıkacağını da kızgın bir dille bildirir. Giulietta ağlayarak dedesi ile birlikte sahneden ayrılır.
Giulietta güzel bir günde bahçeye çıkmış peruklarına bakım yapmaktadır. Birden bir kedi miyavlaması duyulur. Giulietta, bahçivnın da yardımıyla bahçedeki amforanın içene kaçan kediyi alır ve boynundaki büyük, kırmızı kurdelenin üstündeki yazıyı okur. Kurdelede Susy yazmaktadır.  Giulietta, yan komuşuna kediyi vermek için gider. Kapı açıktır. Evin bahçesi oldukça güzel ve heykellerle doludur. Giulietta eve girer. Yukarı katta yaşlı bir kadın görür, ona seslenir; ancak cevap vermez. Ev curcuna içindedir. Evin sahibi Susy, kediyi görür ve Giulietta’ya onu getirdiği için teşekkür eder. Evde tadilat vardır. Susy, evi şatafatlı bir şekilde tekrar döşemektedir. Kendisi de bu tadilatı sırtı açık, beyaz kürklü bir elbise ile tüllerle döşenmiş yatağında doğulu bir kadına vücut masajı yaptırarak izlemektedir. Susy, Giulietta’yı akşam yemeğine davet eder ve hemen şarap ikram eder. Susy hemen Giulietta’ya evi gezdirir. Ninesi Olga ile yanıştırır. Kendisi beş yıldan beridir hiç uyumadığını söyler. Olga nine birden Giulietta’ya “Neyin var kızım?” diye sorar. Susy ninesinin bazen onu korkuttuğunu söyler ve ilk defa görmüş olduğu insanların sırlarını bildiğini söyler. Olga nine tekrar konuşur ve “ Her şey geçer kızım.” der. Oradan ayrılırlar ve Arlette adında sürekli aşk açısından intihara kaklaşan bir kızın odasına girerler. Oradan da çıkarlar ve başka bir oradaya girerler. Susy, bu odada sesler duyar ve hışımla içeri girer. Oradaki kadını azarlar ve onu kovmakla tehdit eder. Kadının bir zamanlar genelevinde çalıştığı söyleyerek onu Giulietta’ya karşı rezil etmeye çalışır; ancak kadın bir zamanlar Susy’nin orada çalışmaktan zevk aldığı söyleyerek Susy’i aşağılar. Susy arada bir böyle şakalaştıklarını söyler ve işi şakaya vurmaya çalışır.  Kadın odadan dışarı çıktığında Giulietta, İris’in ona konuştuğunu ve İris’in onun öğretmeni olduğu söyler. Bu lafa Giulietta gülümser. Bu arada Susy odasındaki camdan Giulietta’ya Giulietta’nın evini gösterir ve onları ara sıra gözlediği söyler. Giulietta gülümser. Odada Susy’nin şatafatlı bir yatağı vardır. Ayrıca tavanında da büyük bir ayna vardır. Susy sevgilisiyle sevişirken sanki dört kişiymiş gibi hissettiğini söyler. Yatağın ucuna Giulietta da uzanır, çok hoşuna gider. Aniden Susy’nin sesiyle dikkati dağılır. Susy odasının içerisine su kaydırağı yapmıştır ve çırılçıplak bir şekilde kaydıraktan kayarak havuza atlar. Sevgilisiyle seviştikten sonra bu havuzda yüzdüklerini ve Giulietta’ya havuza girmesini söyler. Giulietta nazikçe daveti geri çevirir.
Susy ve Giulietta ormanda bisiklette gezintiye çıkarlar. Susy yine şatafatlıve seksi bir biçimde giyinmiştir. Ormanın bir kösesinde dururlar. Susy eğlenmek için hiçbir masraftan kaçınmamıştır ve ormanın içinde ağaç eve yaptırmıştır. Ağaç eve küçük, mekanik bir asansörler çıkılmaktadır. İlk önce Susy yukarı çıkar, sonra da Giulietta’yı yukarı çeker. Ağaç ev oldukça güzeldir ve Susy, Giulietta’ya çıplak bir şekilde güneşlenmeyi teklif eder. Giulietta gülerek teklifi reddeder. Susy, Giulietta’ya evlilik hakkında ne düşündüğünü sorar. Giulietta, Giorgio’nun onun ilk ve tek aşkı olduğunu, hayatı boyunca sadece onu arzulamış olduğu söyler. Susy’nin dikkati daha önceden onları takip eden arabalı iki gence takılır. Susy, ayna tutarak onların dikkatini çeker. Giulietta, geç olduğunu söyleyerek ayrılmak ister. Susy, Giulietta’y aşağı indirir ve iki genci de seksi kıyafetleri içerisinde yukarı çeker. Giulietta, son bir kez yukarı bakar ve sonra ayrılır.
Giulietta, bahçede hem gül toplamakta hem de yeğenlerine masal anlatmaktadır. Bu arada hizmetçisinin dalgın olduğunu görür ve nesi olduğunu sorar. Hizmetçisi üzgündür ve erken çıkmak için izin ister. Giulietta izin vereceğini ancak bu erken gitmelerinin hoşuna gitmediğini söyler. Bu arada telefon çalar. Aranyan dedektiftir ve kendisine bir hafta geçtiğini ve bu sürede toplamış olduğu bilgileri vermek üzere ofisine çağırır. Giulietta telefonda konuşmasını ister; ancak dedektif konunun mühim olduğu söyler. Giulietta ofise gider. Kocasının ve yirmi dört yaşında olan manken sevgilisi Gabriella Olsi’nin olduğu filmi izler. Giulietta çok ama çok üzülür ve teşekkür ederk ofisten ayrılır.
Giulietta, Susy’nin davetine kırmızı, şık bir elbise ile gider. Herkes şatafatlı bir şekilde giyinmiştir. Susy, Giulietta’yı davetlilerle tanıştırır. Hepsi oldukça renkli insanlardır. Orada Susy’nin sevgilisi altmış beş yaşındaki Momy ile tanıştırılır.  Partide herkes kendi alemindedir. Bir süre sonra herkesi dinginleştiren bir şarkı başlar. Şarkıyı oldukça güzel, yarı çıplak zenci bir kadın söylemektedir. Sonra herkes dağılır. Susy, Giulietta’yı yukarı çağırır. Yukarıda herkes kendilerince bulmuş oldukları kişiler sevişmektedir. Susy de Giulietta için odasını hazırlatmıştır. Giulietta odada  Susy’nin genç ve yakışıklı üvey oğlu ile buluşur. Bir süre yatakta otururlar.  Giulietta çok içmiş olduğu söyleyerek yatağa uzanır. Aniden Giulietta arkadaşı Laura’yı yanan ızgarada görür. Giulietta ürker ve yataktan aniden kalkar ve merdivenlerden inerek bir hışımla evden ayrılır.
Sabah Giulietta’nın ailesi ve kocasının tüm tanıdıkları bahçede toplanmıştır ve bahçede psikodramatist tarafından bir psikodrama oynanmaktadır. Ancak kimse buna katılmaya gönüllü değildir; zira ortaya çıkacak şeylerden hoşlanmayacaklarını bilirler. Bu arada Giulietta, odasındadır ve sürekli Laura’nın hayalleri tarafından rahatsız edilmektedir.  Sürekli yaptığı şey için af dilemekte ve pişman olduğunu söylemektedir. Giulietta’yı kocası çağırır ve birlikte dışarı çıkarlar. Bahçede psikodrama oynandığı görür ve dramatiste oynamak istediği söyler. Bu arada Giulietta hayaller görmeye başlar: Ateşler içinde yanan Laura, şehvetli bakışlarıyla Susy; uzun kırmızı saçlı, çalılıklar arkasındaki çıplak adam, siyahlar içerisindeki rahibeler, deniz kabuğundaki çıplak Venüs… Giulietta, bu arada içinden etrafındakiler seslenmekte, gördüklerini onların da görüp görmediğini sormaktadır. Bu arada kendisiyle de hesaplaşmaktadır: Öç almalı mı yoksa affetmeli midir? Sonra Giulietta haykırır. Bu sırada arkasında sadece Jose vardır ve kendisinden tavsiye ister. Jose kendisi için iyi bir şekilkde yaşamasını istemekten başka bir şey yapamayacağını söyler. Konuklar ev kocası ayrılmıştır. Avukat Giulietta’ya yardım edeceğini ve kocasından hemen boşanabileceğini söyler. Psikodramatist de sorununun ne olduğunu ve yardım edebileceğini söyler.
Psikodramatist ve Giulietta ormanda yürüyüşe çıkarlar. Psikodramatist, Giulietta’nın terk edilmek ve yalnız kalmaktan korktuğunu söyler. Sonra onun tüm benliğiyle yalnız kalmak istediğini belirtir. Aslında kocasının hayatında kendisine mutsuzluk verdiğini söyler.
Başka bir gün Giulietta, kocasının sevgili Gabriella’nın evine gider, hizmetçi onun geç geleceğini söyler. Gabriella evi arar ve Giulietta ile görüşmek istemediği, Giulietta’nın yenilgiye bir kadın olduğunu söyler. Giulietta evden ayrılmaz; ancak geç olduğunda ise Gabriella’nın gelmeyeceğini anlayınca usulca ayrılır.
Eve gelince Giulietta eşi Giorgio bavulunu hazırlarken bulur. Bu onu çok şaşırtır çünkü yıllardan beri bavulunu hep Giulietta hazırlamıştır. Giorgio yemeğini yer ve gider. Bu arada Giulietta geçmişte kocasını nasıl ailesine tanıştırdığını, mutlu geçen yıllarını hatırlar. Giulietta hiçbir şey olmamış gibi davranmaya çalışır ve televizyonu açar; ancak ağlamaya başlar. Birden Laura’nın sesini duyar. Laura, Giulietta’ya kendisi gibi yapmasını ister. Laura daha ön beş yaşında iken kendisini kanala atarak intihar etmiştir sevdiği için. Laura, kendi yaşadığı yerin durgun, gri ve sessiz olduğunu söyler. Bu arada koridorda siyah cüppeli rahibeleri dizilmiş bir şekilde görmektedir. Laura onu çağırmaktadır. Giulietta hayaller görmeye devam eder: Susy’nın yakışıklı üvey oğlu, Jose, karanlık cüppeli rahibeler, yürüyen askerler… Giulietta, onların gerçek olmadıklarını ve gitmelerini söyler ve hepsi birden yok olur. Hayaller tekrar geri gelir: Susy’i ormandaki ağaç evden inerken kullandığı asarsörde yarı çıplak bir şekilde evdedir, piskokos kırmızı sakalı ve siyah cüppesiyle oradadır, evde Roma skerleri, atlar, Laura’yı bedenini taşıyan siyah atlı araba, dedesi ve binerek kaçtığı uçak, kırmızı cüppe içerisinde mısır gevreği yiyen dedektif, psikodramatists ve diğerleri. Giulietta bunlara dayanamaz ve odasına gider, geceliğini giyer. Odada annesini rengârenk giyinmiş ve süslenmiş bir biçimde bulur. Annesinden yardım ister, anacak annesi ona buz gibi bakmaktadır. Giulietta ağlama sesleri duyduğunu ve kendisini çağırdıklarını söyler. Annesi, onun rüzgar olduğunu ve gitmemesini söyler. Bu arada odada küçük bir oda belirmiştir ve kapısının altından beyaz bir ışık süzülmektedir. Annesi, sözünü dinlemesini ister ancak Giulietta kapıyı açmak için zorlamaktadır. Giulietta artık annesini dinlemeyeceğini ve ondan artık korkmadığını söyler ve bunun üzerine kapı açılır. Odanın içi beyazdır. Odada piyeste oynarken üstüne yattığı yanan ızgara görünümlü yatağı görür ve üzerinde de kendisinin küçüklüğü vardır. Elleri bağlıdır Küçük Giulietta’nın. Giulietta sessizce yatan “kendisinin” ellerini çözmeye çalışır. Giulietta, Küçük Giulietta’nın ellerini çözer çözmez salonda bıraktığı hayalleri yavaş yavaş görünmez hale gelirler ve sonunda ortadan kaybolurlar. Giulietta, kıza sarılır. Yatak odasında bıraktığı annesi, tıpkı bir gül gibi solmuştur. Küçük Giulietta bahçeye koşar ve orada dedesinin uçaktan inmiş olduğun görür. Dedesi, torununun ızgaradan inmiş olduğa çok sevinirim ve torununa “Hadi, gel de şu sıkıcı insanları selamlayalım.” der. Selamladıkları kişiler, Giulietta’nın sanrılarındaki insanlardır ve tıpkı şehirde gösterilerini tamamlamış bir sirk kafilesi gibi arabalarına binmişlerdir ve yollarına koyulmuşlardır. Giulietta’nın kendisi de onların gidişini izlemektedir.
Artık dedesinin gitme vakti gelmiştir ve uçakta dedesinin birlikte kaçtığı balerin de vardır. Balerin aslında Susy’e benzemektedir ve Giulietta’ya göz kırpar. Giulietta, dedesine  gelmek istediğini söyler; ancak bu uçağın çok eski bir uçak olduğunu buraya gelerek zaten  amacına ulaşmış olduğu ve bir yere gidemeyeceğini söyler. Dedesi, Giulietta’ya artık onu bırakması gerektiğini, kendisine artık ihtiyacı kalmadığını söyler. Dedesi, kendisinin de Giulietta’nın hayallerinden biri olduğu ve “yaşam” olanın Giulietta’nın ta kendisi olduğu söyler. Bu arada Küçük Giulietta da arkası dönük bir şekilde yürüyerek veda eder ve gözden kaybolur.
Rüzgâr esmektedir ve selvi ağacının yaprakları dans eder gibi sallanmaktadır. Giulietta, evlerinin beyaz dış kapısına doğru ilerler, kapıyı açar ve dışarı çıkar. Mutludur ve derin bir nefes alır. Evine dönmek için tam arkasını dönmüşken sesler duyar, seslerin kim olduğu sorar. Sesler “dostlar” olduklarını söylerler ve Giulietta isterse kalabileceklerini söylerler. “ Beni dinle.” derler. Giulietta gülümseyerek sola döner ve yemyeşil ormana doğru güzel bir müzik eşliğinde yürümeye başlar.

Giulietta’ta Kadın Olmak
    Filmin özetinde de anlatıldığı gibi Giulietta, hem fiziksel görünüşü hem de davranışları itibariyle oldukça farklı bir kadındır. Hatıralarından da yola çıkarak kendisinin, annesi ve kardeşlerinden farklı bir ahlak anlayışıyla büyütülmüş olduğunu görebiliyoruz.  Giulietta küçükken oldukça dini bütün bir şekilde yetiştirilmiş ve Tanrı’ya oldukça yakın bir şekilde yaşamaya çalışmıştır.
     Giulietta, hayatında sadece bir erkeğe âşık olmuştur, o da ilk ve son aşkı Giorgio’dur. Katolik mezhebinde de olduğu gibi evlilik kutsal bir müessesedir ve Giulietta da sahip olduğu değerler ve kişiliğiyle de bu müesseseyi en iyi şekilde ayakta tutmaktadır. Giulietta örnek alınacak derecede saygılı ve fedakâr bir ev hanımıdır. Ancak aşkın ve sadakatin iki kişilik olduğu düşünürsek, aynı özverinin Giorgio tarafından sağlanmadığını görmekteyiz.
     Her ne kadar sakin bir kişiliğe de sahip olsa aldatılma duygusu, yıllardır sevdiği kişinin kalbini bir başkasına açması bir kadın için oldukça acıdır.
Giulietta, aslında birçok duygu ve tetikleyici durumlar arasında sıkışmış bir kadındır. Dini baskılar, güzel olma isteği, bastırılmış cinsel arzular, aldatılma ile kabaran bir ruh… Bunların hepsi Giulietta’yı oldukça rahatsız etmektedir aslında ve dolayısıyla da kendilerini sanrılar olarak dışa vurmaktadır.
     Küçükken dini bir okulda okuyan Giulietta Tanrı’yı sevmekten çok korkmuştur ve ancak öğretmen olan dedesi de onun üzerinde güçlü etkiler bırakmıştır. Örneğin, dedesi, Giulietta’nın okuduğu okulun, dini bütün çocuklar yetiştirmekten ziyade, zihin karıştırıcı bir yer olduğunu düşünmektedir. Ancak onun kadar yaşlı olan piskopos ise Giulietta’nın dedesinin ruhunun şeytan tarafından zapt edilmiş, lanetli bir ruh olarak görmüştür. Giulietta bu iki zat arasında kalmıştır: Biri çok sevdiği, neşeli dedesi ve piskopos. Ayrıca dedesinin sirke çalıştığı güzel balerine âşık olması ve onunla birlikte bir süre ortalarda gözükmemesi de Giulietta’nın sanrıları arasında yer almıştır.
     Giulietta, annesinin tersine oldukça sade bir kadındır. Annesinin ona makyaj yapmasını sürekli bir şekilde tembihlemesi de Giulietta’nın ruhunda baskılara sebep olmuştur. Güzelleşmek işin özünde dikkat çekici olmaktır. Çekicilik de erkeklerin kadınlarda aradığı bir özelliktir. Çekici kadınlar sevilir ve beğenilir; ancak bu bir nevi günaha davetiyedir.
     Giulietta, aslında süslenmeyerek kocasına olan sadakatini göstermektedir; ancak aşırı sadeliği kocasının onu artık çekici bulmamasına sebep olur ve kocası başka kadınlarla ilgilenmeye başlar. Giulietta’nın hem sade olup günaha girmemek hem de sadeliği yüzünden kocasını kaybetmesi yine Giulietta’ta ruhsal bir bunalım geçirmesine sebebiyet verir. Giulietta’nın bastırılmış cinsel arzularının olduğunu sanrılarında görmüş olduğu çıplak çekici kadın ve erkeklerden çıkarabiliriz.
     Saflığ dine özgü bir olgu olduğunu söyleyebiliriz; ancak arzulanan aşkın da saftır. Tıpkı Giulietta’nın dilediği gibi. Ancak aşkı ayakta tutmanın sırrı da güzel ve çekici olmaktır, tıpkı Giulietta’ya annesinin dediği gibi. Aşkla dinin ortak noktası özünde “ saf” olma durumu olsa da ikisini ayakta tutmak için zıt yollardan ilerlemek gerekmektedir. Aşk, bir mum ise onun canlı tutan balmumunun yağ temelli içeriğidir. Yağ ne kadar yoğun olursa mum o kadar uzun süre parlak ışık verir, tıpkı aşkın uzun sürmesi için gerekli olan “bedensel güzellik gibi”. Güzellik ne kadar yoğun olursa aşk da o kadar tutkulu olur ki, şehvete yol açar ve bu da dinde istenmeyen bir durumdur.
Giulietta; aşk, arzulanma, seks, sevgi, bağlılık, anne sevgisi, koca sevgisi, din, Tanrı tarafından bağışlanmama, ruhun kurtuluşu, dünyevi zevkler gibi baskılar altında kalarak bilinçaltını oldukça zorlamış ve bu baskılar da sanrılara dönüşerek Giulietta’yı rahat bırakmayan “Ruhlar” olarak hayatını ele geçirmiştir.

 

No comments: