Followers

Tuesday, August 21, 2012

Giovanni Boccaccio’nun Decameron Hikayeleri’nden:Beşinci Gece, Dördüncü Öykü


CPLT 362
İtalyan Edebiyatı ve Kültürüne Giriş II
Öğretim Görevlisi
Ayşen TIRLI
2012 Yaz

 

Messer Lizio di Valbona Ricciardo Manardi'yi kızıyla yakalar. Ricciardo kızla evlenir. Kızın babasıyla
 barışır.


Elissa, arkadaşlarının övgü dolu sözleri arasında öyküsünü bitirince, kraliçe, Filostrato'dan bir öykü anlatmasını istedi. Filostrato gülerek söze başladı.

Acıklı öyküler anlatarak gözyaşı dökmenize neden olduğum için öyle çok eleştirdiniz ki beni, verdiğim üzüntüyü dengelemek amacıyla, sizi güldürecek bir öykü anlatacağım. Biraz korkuyla, biraz utancın içice geçtiği, ama mutlu bir biçimde sona eren bir sevda öyküsü. Öykünün oldukça kısa olduğunu da belirteyim.

Değerli dostlarım, bundan kısa bir süre önce Romagna'da messer Lizio di Valbona adında varlıklı, seçkin bir şövalye vardı. Yaşlılığının eşiğinde, karısı madonna Giacomina bir kız çocuğu doğurdu. Kız büyüyünce yörenin en güzel, en sevimli kızı oldu. Tek çocuk olduğu için, anası babası da onu çok seviyor, bir dediğini iki etmiyor, iyi bir evlilik yapmasını istiyorlardı.

Messer Lizio'nun evine sık sık gelip giden, Manardi da Brettinoro ailesinden Ricciardo adında yakışıklı, sağlıklı bir genç vardı. Messer Lizio da, karısı da ona öz oğullarıymış gibi davranıyorlardı. Ricciardo önce bir kez, sonra üst üste evin kızını görmüş, gençliğine, güzelliğine, sevimliliğine, davranışlarına kendini kaptırmıştı. Gelinlik çağına gelmiş kızı sevmeye başlamış, ama duygularını kimseye açmamıştı. Kız da bu durumu sezmiş, o da delikanlıyı sevmeye başlamıştı. Bu duruma çok sevinen Ricciardo, birçok kez kıza içini dökmeye karar vermiş, ama cesaret edemeyerek susmuştu. Ama bir gün olanca cesaretini topladı ve:

"Tanrı adına, sevdandan öldürme beni" dedi.

Genç kız da hemen şu yanıtı verdi:

"Tanrı adına sen de beni öldürme."

Bu karşılıktan çok hoşlanan Ricciardo daha da yüreklendi.

"İsteğini yerine getirmemezlik edemem. Ama ikimizin de yaşamını kurtarmanın yolunu sen bulacaksın" dedi.

Bunun üzerine genç kız şu karşılığı verdi:

"Beni göz altında tuttuklarını biliyorsun. Odama nasıl gelebileceğini bilemiyorum. Onurumu lekelemeden buluşmamızın bir yolunu biliyorsan söyle, ne gerekiyorsa yapayım."

Ricciardo aklından çeşitli olasılıkları geçirdikten sonra şöyle dedi:

"Caterina güzelim, bir yol geliyor aklıma. Sizin bahçeye bakan açık balkon var ya bir gece orada yat, ya da oraya gel. Yerden oldukça yüksek ama, orada olduğunu bilirsem ne yapıp yapıp tırmanırım."

"Sen gelmeyi göze alırsan, ben de balkonda yatmanın yolunu bulurum."

Ricciardo geleceğini söyledi. Kaçamak bir öpüşmeden sonra, birbirlerinden ayrıldılar.

Ertesi gün –mayısın son günleriydi– genç kız annesine sıcaktan yakındı, bir gece önce uyuyamadığını söyledi. Annesi:

"Ne sıcağı kızım? Geceleri serin bile oluyor" dedi.

"Anneciğim, 'bana göre' serin derseniz haklı olabilirsiniz. Genç kızların kanının, olgun kadınların kanından daha sıcak olduğunu unutmayın."

Bunun üzerine kadın şöyle dedi:

"Haklısın kızım. Ama, havayı senin istediğin gibi ısıtmak ya da soğutmak benim elimde değil. Her mevsimin sıcaklığına katlanmak zorundayız. Bakarsın bu gece hava daha serin olur, sen de rahat rahat uyursun."

"Tanrının sesinize kulak vermesini dilerim" dedi Caterina. "Ama yaza doğru giderken geceler serinlemez."

"Peki ne yapmamı istiyorsun?" diye sordu kadın.

Caterina şu yanıtı verdi:

"Babamla sen izin verecek olursanız, babamın odasının yanındaki, bahçeye bakan balkona küçük bir yatak serip yatarım. Bülbül sesleri dinleyerek uyurum. Orası serin, sizin odanızdan daha rahat olur."

"Merak etme kızım. Babana söylerim. O ne derse, öyle yaparız."

Messer Lizio karısının dediklerini dinleyince, belki yaşlılığın da getirdiği bir huysuzlukla karşı çıktı.

"Bülbül sesi dinleyerek uyumak da ne demek? Ağustosböceği sesiyle uyusun yine."

Caterina babasının dediğini öğrenince, sıcaktan çok öfkeden uyuyamadı o gece. Üstelik, durmadan sıcaktan yakınarak anasını da uyutmadı. Kadın, ertesi sabah messer Lizio'ya:

"Messer" dedi, "kızınızı yeterince sevmiyorsunuz. Balkonda yatsa ne çıkar? Bu gece sıcaktan yatakta dönüp durdu. Sonra, bir genç kızın bülbül sesini sevmesine niye şaşıyorsunuz? Gençler kendilerine benzeyen şeyleri severler."

Messer Lizio bunları dinleyince:

"Peki", dedi. "Balkona istediği gibi bir yatak serin. Yatağın etrafını şayak bir perdeyle çevirin. Orada yatıp, istediği gibi bülbül sesi dinlesin!"

Babasının kararını öğrenen genç kız, hemen balkona bir yatak serdirdi. Gece orada yatacağı için, Ricciardo'yu görünce, önceden kararlaştırdıkları bir işareti yaptı. Ricciardo, ne yapması gerektiğini anladı.

Kızının gidip yattığını gören messer Lizio, odasının balkona açılan kapısını kilitleyip yattı. Ricciardo her yerin sessizliğe gömüldüğünü görünce bir merdivenle bir duvara çıktı. Taşların çıkıntısına basarak, oradan başka bir duvara geçti. Düşme tehlikesini göze alarak balkona ulaştı. Kız onu gürültü etmeden, ama büyük bir sevinçle karşıladı. Üstüste öpüştükten sonra birlikte yattılar. Gece boyunca birbirlerinden zevkler aldılar, birçok kez bülbülü öttürdüler.

Uzun uzadıya keyif aldılar ama, gece kısaydı. İstemeseler de, gün ağarıyordu artık. Hem sıcağın, hem de oynaşmanın etkisiyle, çırılçıplak uyuyakaldılar. Caterina sağ kolunu Ricciardo'nun boynuna dolamış, sol eliyle de, kadınların erkeklerin önünde adını anmaya utandıkları o nesneye sarılmıştı. Gün doğduğunda böyle uyuyorlardı.

Gün doğunca messer Lizio kalktı. Kızının balkonda yattığını anımsayarak, yavaşça balkonun kapısını açtı. "Bakalım bülbül Caterina'yı nasıl uyutmuş bu gece" dedi, kendi kendine. Gürültü etmeden, yatağın şayak perdesini kaldırdı. Ricciardo ile kızın, çırılçıplak, üstleri açık, birbirlerine demin anlatıldığı gibi sarılmış olarak yattıklarını gördü. Ricciardo'yu tanıdı. Geri dönüp, karısının odasına gitti. Karısını uyandırdı:

"Çabuk kalk, kadın. Gel de kızının nasıl bülbül sevdiğini gör. Bülbülü yakalamış elinde tutuyor."

"Nasıl yakalamış?" diye sordu kadın.

"Hemen gelirsen görürsün."

Kadın hızla giyinip sessizce messer Lizio'nun peşinden gitti. Yatağın başına gelip de, perdeyi kaldırdıklarında madonna Giacomina kızının bülbülü yakalayıp sıkıca elinde tuttuğunu ve öttürmek için can attığını gördü. Ricciardo'nun kızını kandırmış olduğunu sanıp, bağırmak, oğlana çıkışmak istedi. Messer Lizio engel oldu.

"Kadın, beni seviyorsan sesini çıkartma ki, yakaladığı şey onun olsun. Ricciardo soylu, varlıklı bir çocuk. Tam bize göre bir damat. Buradan sapasağlam çıkıp gitmek isterse, kızımızla evlenecek. Böylece bülbülü de yanlış bir kafese değil, doğru kafese koymuş olur."

Kocasının bu olaydan sarsılmadığını görünce, kadın da sakinleşti. Kızının iyi bir gece geçirmiş olduğunu, dinlendiğini ve bülbül yakaladığını düşünüp, o da sesini çıkartmadı. Çok geçmeden Ricciardo uyandı. Günün ağarmış olduğunu görünce, ölüm korkusu kapladı içini. Caterina'ya seslendi:

"Sevgilim sabah olmuş, ne yapacağız şimdi?"

Bu sözleri duyan messer Lizio yaklaşıp perdeyi kaldırdı.

"İyi bir şey yapacaksınız."

Messer Lizio'yu gören Ricciardo'nun sanki yüreği yerinden oynadı. Kalktı, yatağın üstüne oturdu.

"Messer", dedi, "Tanrı adına bağışlayın beni. Alçaklık, namussuzluk yaptığımı, ölümü hak ettiğimi biliyorum. Ne isterseniz yapın bana. Ama yalvarırım canıma dokunmayın, bağışlayın beni."

Messer Lizio şunu dedi:

"Sana beslediğim sevgiye, güvene yaraşır biçimde davranmadın. Ama madem ki olanlar oldu, gençliğin böyle bir hata işlemene yol açtı, ölümden kurtulmanın, namusumu temizlemenin yolu Caterina ile evlenmen. Caterina bu gece senin oldu, ömrü boyunca senin olsun. Kendini ancak böyle bağışlatır, canını kurtarabilirsin. Böyle yapmayacak olursan, ruhunu Tanrıya teslim etmeye hazır ol."

Bu konuşmalar sırasında Caterina bülbülü bırakmış, üstünü örtmüştü. Hıçkıra hıçkıra ağlayarak babasından delikanlıyı bağışlamasını istiyordu. Bir yandan da Ricciardo'ya, geçirdikleri gece gibi geceler geçirebilmeleri için, messer Lizio'nun isteğini yerine getirmesini söylüyordu. Ricciardo'ya uzun uzadıya yalvarmak gerekmedi. Yaptığı hatadan duyduğu pişmanlık, hatasını gidermek isteği, ölüm korkusu, canını kurtarmak çabası, ateşli sevdası ve zaman yitirmeden güvence içinde sevdiğine sahip olabilmek isteği Ricciardo'nun, Lizio'nun dediklerini kabul ettiğini söylemesine yol açtı. Messer Lizio madonna Giacomina'dan bir çift yüzük istedi ve Ricciardo, Caterina ile anasının babasının önünde nikâhlandı. Nikâh kıyıldıktan sonra messer Lizio ile karısı uzaklaştılar. Giderken de:

"Dinlenin şimdi. Ayağa kalkmaktan çok dinlenmeye gerekseme duymalısınız" dediler.

Messer Lizio ile karısı gidince gençler birbirlerine sarıldılar. O gece altı mil yol almışlardı, kalkmadan önce de iki mil giderek, ilk günü kapattılar. Kalktıklarında, Ricciardo messer Lizio ile daha ayrıntılı bir görüşme yaptı. Birkaç gün sonra dostlarının akrabalarının katıldıkları bir törenle Caterina ile bu kez kurallara uygun bir biçimde evlendi. Kızı büyük bir alayla evine götürdü ve parlak bir düğün yaptı. Karısıyla uzun yıllar mutlu bir yaşam sürdü. Gece gündüz demeden, canları istediği zaman bülbül öttürdüler.

Boccaccio ve Decameron’u
     Giovanni Boccaccio 1313-1375 yılları arasında yaşamış önemli bir İtalyan yazar ve şairdir (www.wikipedia.org). Boccaccio, 1347- 1353 yılları arasında patlak veren vebadan oldukça etkilenmiştir ve vebanın insanlar üzerinde yaratmış olduğu etkiyi en iyi bir şekilde kullanarak 100 hikâyeden oluşan Decameron’u 1349’ta yazmaya başlar ve 1352’de bitirir.
     İçinde yaşadığı dönemde halkın dili İtalyanca ve üst sınıflar dili Latince olduğu için ve tüm eserler Latin yazıldığı için İtalyanca hiçbir eser yazılmamıştır. Boccaccio, Demameron’u İtalyanca yazarak hem halkı düşünmesiyle “hümanistik” yanını hem de yazmış olduğu eserin türüyle de dünyanın ilk öykü yazarı olmuştur.
Başta da anlatıldığı gibi yazı olarak Latince’nin kullanıldığı on dördüncü yüzyıl İtalyası’nda, Decameronu halk diliyle yani İtalyanca ile yazarak o çağın günlük yaşama biçiminden gerçekçi gözlemler aktarmakla kalmamış İtalyanca’nın gelişimine de katkıda bulunmuştur (www. İnsanokur.org, 2009) Decameron içerik olarak veba salgınından kaçmak için bir araya gelen yedi genç kadının ve üç genç erkeğin eğlenmek ve aklın sınırlarını aşan zevklerden tadabilmek için önce Fiosole’de bir evde sonra ise bir şatoda konaklayıp orada anlatılan hikâyelerden oluşur. Hikâyelerin anlatım aşamasında o gün kral ve kraliçe seçilir ve bu kişiler günün konusunu belirler. Decameron’da geçen konular, gönül yaraları, kadın erkek ilişkileri, çıkar peşinde koşan din adamları ve aşk hikâyeleridir. Decameron’un bir diğer özelliği ise o dönemin hayat tarzı hakkında kapsamlı bilgi veren bir kaynak olmasıdır.
Decameron’dan Beşinci Gece, Dördüncü Hikâye
     Yukarıdaki hikâyede, babası tarafından balkonda çırıçıplak basılmış genç bir kız ve sevgilisinin hikâyesi anlatılmaktadır. Her ne kadar Decameron, döneminde ve yakın zamana kadar yasaklı bir eser olarak görülüp ilk “erotik” eser olarak adlandırılsa da, aslında eser, tamamıyla insanların duygularını, toplumsal taboları, yasaklanmış olmasına rağmen bastırılmış ve konuşulmamış ihtiraslarını, arzularını kısacası dönemin ve günümüzün değişmez olan “insani duygularını” en iyi biçimde anlatan bir eserdir.
     Yukarıda da Boccaccio iki gencin duygularına  en iyi şekilde tercüman olmuştur. İnsanı en iyi biçimde tanımlayan Boccaccio, eser, Decameron ile insan ruhunu ve duygularını temel olan “hümanizmin” temellerini atmıştır.
     Cinsellik insan hayatının olmazsa olması olan öğelerinden bir tanesidir. Yukarıda anlatılan hikâyede gençliğin verdiği aşk ile balkonda sevişen gençlerin içinde bulundukları durum anlatılmaktadır.  Caterina yaşı gereği oldukça ateşlidir ve onun gibi genç olan Ricciardo’ya aşık olur. Planları gereği balkonda buluşup sabahı birlikte geçirmeyi planlarlar. Caterina gecelerin oldukça “sıcak” olduğunu söyleyerek balkonda yatmak istediğini söyler, böylece “bülbülleri” de dinleme şansı olacaktır. İstediğine “evet” cevabı olan Caterina, Ricciardo ile buluşur; ancak uykuya doyamayan gençler Caterina’nın babasına yakalanırlar. Babasını da dediği gibi Caterina gerçektende “bülbüllerle” uyanmıştır ve bir tanesini de yakalamıştır ki babasının kastettiği bülbül aslında Caterina’nın uyurken tutmuş olduğu Ricciardo’nun penisidir. Bu vaziyette uyanan gençler oldukça utanır ve af dilenirler. Caterina’nın babası için tek af yolu Ricciardo’nun Caterina ile evlenmesidir. Ricciardo ile Caterina evlenirler mutlu bir şekilde. Böylelikle Ricciardo’nun  hem “bülbülü” hayatta kalmayı başarır, hem de hayatı boyunca sevilecek bir “kafeste” yaşamaya devam edebilme şansını yakalar.


Referanslar:
Boccaccio, G. (1372). Decameron Hikayeleri’den: Beşinci Gece, Dördünde  Öykü. Çeviren Rekin Teksoy. Retrieved July 30, 2012 from http://epigraf.fisek.com.tr/index.php?num=747
Giovanni Boccaccio.(2012, July 30). In Wikipedia, The Free Encyclopedia.Retrieved July 30, 2012 from http://tr.wikipedia.org/wiki/Giovanni_Boccaccio
Decameron.(June 7, 2009) .Retrieved July 30, 2012 from http://www.insanokur.org/?p=9377


No comments: