Followers

Monday, February 18, 2013

DANTE,İLAHİ KOMEDYA VE İSLAM



YEDİTEPE ÜNİVERSİTESİ

FEN EDEBİYAT FAKÜLTESİ
İNGİLİZ DİLİ VE EDEBİYATI

CPLT 487
İTALYAN EDEBİYATINDA
SEÇMELİ KONULAR I

DANTE,
İLAHİ KOMEDYA
VE
 İSLAM

Burçin HASANOĞLU

Öğr. Gör. Ayşen ARINÇ

 2012 GÜZ

İslamiyet Nedir?
     Sorularla İslam (2007) sitesinde de belirtildiği üzere İslam kelime anlamı olarak teslim olmak, boyun eğmek, itaat etmek anlamlarına gelir. Allah Teâla’nın emirlerine teslim olup itaat etmeğe dayanan bir din olması sebebiyle bu dine İslam denilmiştir. Aynı sitede terim anlamı olarak ise;  Allah tarafından, peygamberler aracılığıyla, insanlara bildirilen; dünyada ve ahirette insanları mutluluğa ulaştıracak hayat şekli, itikadî ve amelî bir nizamdır. İslam, akıl sahibi insanları kendi tercihleriyle bizzat hayırlı olan şeylere götüren ilahî bir kanundur (Sorularla İslam, 2007).
Dante  
     Msxlabs.org (2011) adlı internet forumunda da anlatıldığı gibi asıl adı Durante Alaghieri olan Dante, eski ve soylu bir aileden gelmektedir. Zamanın ünlü şairlerinden Brunetto Latini'den ders almış ve Yunanca ve Lâtince gibi klasik dilleri öğrenmiştir. İlk defa sadece dokuz yaşındayken gördüğü ve dokuz yıl sonra yalnızca bir kez daha gördüğü platonik aşkı Beatrice Portinari onun esin kaynağı olmuştur. Ancak başka biriyle evlenen Beatrice'nin yirmi dört yaşındayken ölmesi kendisini felsefe öğrenimine vermesine sebep olur. O sırada İtalya’da, "Guelfe" ve "Ghibelline" adlı iki parti yol açtığı iç savaşlar hüküm sürer. Floransa'nın yönetimini ele geçiren Guelfe Partisi daha sonra "Aklar" ve "Karalar" olmak üzere ikiye bölünür. Sonrasında, 1295’te Aklar’a katılan Dante kısa bir süre sonra yüksek görevler üstlenir.  1301 yılı sonlarında, Aklar'ın temsilcisi olarak Papa ile görüşmek için Roma'ya gittiği sırada, Karalar bir darbeyle Floransa'nın yönetimini ele geçirir. Dante yargılanır ve yolsuzluk yapmakla suçlanarak, yurttaşlık hakları iki yıllığına elinden alınır ve 1302 senesinde yine iki yıl sürgün cezasına çarptırılır. Bir süre sonra bu ceza "diri diri yakılma" cezasına dönüştürülür. Dante için, ölünceye dek yurdundan uzak kalmasına yol açan bir sürgün yaşamı başlar. Çeşitli saraylarda geçici olarak sığınaklar bulur; ancak bu onun "başkasının ekmeğinin ne denli tuzlu, onun yanına varmak için çıkılan merdivenlerin ne denli sert" (İlâhi Komedi) olduğunu öğrenmesini engellemez. Floransa yöneticilerinin af önerisini, kendini aşağılaması demek olacağını söyleyerek geri çevirir.  Öldüğünde Ravenna'daki bir kiliseye gömülür. Floransalıların, onu yeniden yurduna getirtmek adına yüzyıllar boyunca verdikleri uğraş sonuçsuz kalır. "İtalya'nın en büyük şairi", "tüm çağların en büyük şairlerinden biri" gibi sıfatlar yakıştırılan Dante'nin, çağını aşmış bir şair olduğu çok açıktır. Orta Çağ'da yaşamış olmasına rağmen aydınlanmaya yani Rönesans’a giden yolu açanlardan biri olmuştur. Rönesans'ın ana düşüncesini tohum hâlinde onun yapıtlarında bulmamız mümkündür. Ana yapıtlarından biri olarak görülen ve 1293’de yazılan "Vita Nuova" (Yeni Yaşam)  Beatrice'ye olan saf sevginin hikâyesini anlatan şiirlerden ve bunları birbirine bağlayan düzyazı yorumlardan oluşur. Dante, sevgilisinin saflığına o kadar vurulmuştur ki onu Meryem Ana ile bir tutar. Dante'nin başyapıtı, aynı zamanda dünya edebiyatının en büyük şiirsel yapıtlarından olan ve 1307-1321 yılları arasında yazmış olduğu "İlahi Komedi"dir. Alegorik ve öğretici olan bu dinsel destan, Toscana lehçesiyle yazılmış olup İtalyan yazı dilinin temelini oluşturmaktadır. "Cehennem", "Araf" ve "Cennet" olarak üç başlıktan oluşur. Bu yapıtta Dante aklı, bilimi ve felsefeyi simgeleyen Lâtin şairi Vergilius'un kılavuzluğunda cehennem ve araftan geçer. Burada acı çeken günahkârları görür. Günahlarını açığa vuran ve yaptıklarına pişmanlık duyan Dante'ye cennetin yolu açılır. Burada ona inancın, dinin, sevginin ve ölümsüzlüğün simgesi olan Beatrice eşlik eder. Dante, cennetin dokuz katını tek tek çıkarak bilgiye ve Tanrısal sevgiye ulaşır. Bu yolculuğu sırasında, ölmüş ünlü kişilerin ruhlarıyla Tanrıbilimsel ve felsefî sorunlar üzerinde tartışır. Onlarla kilise, devlet ve İtalya üzerinde konuşur. "İlâhi Komedi", ansiklopedik bir biçimde, Orta Çağ'ın edebiyat, kültür, felsefe, Tanrıbilimi, politika, tarih, fizik ve gökbilimine ilişkin tüm bilgilerini içeren bir yapıttır. Bu nedenle, bu destan için "sanat yapıtı hâline gelmiş ortaçağ" demek yanlış olmaz.
İlahi Komedya
     Rekin Teksoy’un (n.d.)  Oğlak Yayınları’ndan çıkan İlahi Komedya adlı çevirisinde yaptığı açıklamada da belirttiği gibi Dante, ‘’öteki dünya’’ ya yaptığı düşsel geziyi destanlaştıran İlahi Komedya’yı 1307-1321 yılları arasında kaleme aldı. Dil olarak Latince yerine Toscana lehçesini kullanarak, İtalyan dilinin ilk ve en uzun soluklu şiirini yazdı. Cehennem, Araf ve Cennet ana başlıklarını taşıyan üç bölüme (cantica) ayrılan şiirin toplam dize sayısı 14 233’dür. Üçlüklerden (terzina) oluşan şiirin tümü, ilk kez Dante’nin kullandığı terza rima (aba, bcb, cdc örneğinde olduğu gibi, ikinci dizenin son sözcüğünün son harfine, bir sonraki üçlüğün birinci birinci ve üçüncü dizelerinin sonunda yer vermeye dayanan uyak) düzeninde yazılmıştır. Dizeler on bir hecelidir. Her bölümde 33 kanto ( canto: destan bölümü) yer alır. Cehennem’deki giriş kantosuyla birlikte kanto sayısı 100 e ulaşır. Yazar yapıtında Comedia (o dönemde bu sözcük tek ‘’m’’ ile yazılıyordu) adını vermiştir. Çünkü Cehennem bölümünün ürkütücü ortamına karşılık, şiir, komedilerde olduğu gibi mutlu sonla sonuçlanır; üstelik herkesin anladığı bir dilde (İtalyanca) yazılmıştır. İlk kez Boccacio’nun eklediği Divina (İlahi) sıfatı 1555 yılında Venedik’te Ludovico Dolce’nin yaptığı baskıda kitabın kapağında da yer alınca, o tarihten sonra yapıtın adı Divina Commedia (İlahi Komedya) olarak benimsenmiştir.
Dante’nin İlahi Komedya’yı Yazma Amacı
     İlahi Komedya, yaşam öyküsünün Dante’nin sanatına yansıması olarak değerlendirilebilir. Yaşamının önemli bir bölümünü sürgünde geçiren, Floransa’ya dönmek için yaptığı girişimler sonuçsuz kalan Dante, İtalya’ya egemen olan toplumsal çalkantıları, güçlü bir imparatorluğun olmayışına ve imparatorun dizginleyemediği papalığın yayılmacı amaçlarına bağlar. Kendisinin de vatanında mutlu bir yaşam sürme hakkı varken, dönemin koşulları bu hakkı elinden almıştır. Üstelik karıştığı siyasal olaylar, karşılıksız aşkın konusu güzellikle kutsal kavramını özdeşleştirdiği Vita nuova’da, Beatrice’yi öveceğine ilişkin sözü de engellemiştir. Dante, iç dünyasındaki kargaşanın çözümünü Tanrı’ya sığınmakta bulur. Yeniden şiire ve idealleştirdiği Beatrice sevgisine döner. İnsanlara, bu arada kendine doğru yolu göstermek amacıyla İlahi Komedya’yı yazar. Tanrı’nın insanlar için ön gördüğü iki amaç vardır. Bunlardan ilki yeryüzü mutluluğudur. İnsan ahlak kurallarına uyarak, düşünsel yeteneklerini geliştirerek bu amaca ulaşabilir. İkinci amaç ölümden sonraki sonsuz yaşamdır. İnsanın bu amaca ulaşması için de Tanrı’ya inanması, onun koyduğu kurallara uyması gerekir. Bu amaçların gerçekleşmesinde imparator ve papa insanlara yol gösterir. Ne var ki, insan kendi kendine de yeryüzündeki davranışlarını düzenleyebilir, Tanrı’nın varlığının bilincine vararak, ruhunun ölümsüzlüğünü sağlayacak bir yaşam sürebilir. İşte iç dünyasının sesini dile getiren Dante, İlahi Komedya’da şiir aracılığıyla insanlara bu yolu gösterir.
İlahi Komedya’nın İçeriği
     İlahi Komedya Dante’nin Cehennem, Araf ve Cennet’e yaptığı düşsel bir gezinin öyküsüdür. Dante’ye Cehennem’de, Araf’ta Latin şair Vergilius rehberlik eder. Araf’ın tepesinde Vergilius yerini Beatrice’ye bırakır. Cennet boyunca Dante’ye Beatrice rehberlik eder. Gezi 1300 yılı 7 Nisan Perşembeyi 8 Nisan Cumaya bağlayan gece başlar.14 Nisan Perşembe günü sona erer.
     Dante, evreni Ptolemaios’un görüşüne göre tasarlar. Dünya evrenin merkezidir. Dünya dönmez, olduğu yerde durur. Dünyanın çevresinde dönen yedi gezegen (Ay, Merkür, Venüs, Güneş, Mars, Jüpiter, Satürn) vardır. Gezegenler iç içe geçmiş yedi gök içinde döner. Yedinci gökten sonra gelen sekizinci gökte ise dönmeyen, yerinde duran yıldızlar vardır. Göğün dokuzuncu katında ( gezegenlerin dönmesini sağlayan) İlk Devindirici yer alır. Meryem, Beatrice gibi Tanrı’nın sevgili kullarının ‘’ kutsal bir gül’’ oluşturdukları onuncu kat ise göğün en yüksek katıdır (arşıâlâ).
     Dünya iki bölümden (kuzey yarı küre ile güney yarı küre) oluşur. Güney kutbu dünyanın doruk noktası, kuzey kutbu ise tabanıdır. Kuzey yarı kürenin ortasında Kudüs yer alır.Lucifer’in (baş şeytan) gökten düşerek açtığı çukur olanCehennem’in girişi Kudüs’ün altındadır. Güney yarı küreninortasında bir ada yer alır. Bu adanın üstünde de, Cehennem çukuru açılırken çıkan toprağın oluşturduğu Araf dağı bulunur.
Dante’den önce de Homeros, Vergilius, Sens piskoposu Audrade, Hamburg piskoposu Ranbert, İslam dünyasından Muhyiddin ibn Arabi gibi yazarlar bu konuya değinmişlerdir. Ama ilk kez Dante, ortaçağ kaynaklarından, mitolojiden, kutsal metinlerden yararlanarak, Vergilius’un Aeneis  destanını örnek alarak, düşsel bir öteki dünyayı şiir diliyle görsel bir destana dönüştürür. Sıradışı bir aşka, mitoloji, tarih ve kutsal metinlerle de desteklenen gerçeküstücü bir ortamda yakılan bir ağıt olarak da değerlendirilebilecek olan İlahi Komedya’ Nın tarihten, felsefeden din bilime, gökbilime, geometriye uzanan bir ansiklopedi niteliği de taşıması, bir başka özelliğidir (s.18, paragraf 1).
     Hıristiyanlığın üçlem (teslis) ilkesini belirttiği için 3 sayısı ortaçağda özel bir önem kazanmıştı. Bu sayı, bakışımlı bir yapısı olan İlahi Komedya’da da önemli bir işlev yüklenir. Her şeyden önce yapıtın tümü üçlüklerden oluşur. İlahi Komedya 3 ana bölüm içerir. Cehennem’in giriş kantosu dikkate alınmasa, her bölümde 33 kanto vardır. Kantoların toplamı olan 100 sayısı, 1 + 33 + 33 + 33 olarak ayrışır.33 sayısı 3’ün 10 la çarpımına yine kendisinin eklenmesiyle oluşur. 10 sayısı ise 3 x 3 + 1’den oluşan kusursuz bir sayıdır. 100’ün de kareköküdür. Beatrice, Araf’ın 30. kantosunun 73. dizesinde ortaya çıkar. Bu kanto 145 dize içerdiğine göre, Beatrice kantonun tam ortasında ( 72 + 1 + 72 = 145 ) ortaya çıkmış olur. 30 sayısı ise 10’ un üç katıdır. Bunun gibi Araf’ın altıncı kantosunda Floransa ile İtalya’nın durumu ele alınırken, Cennet’in altıncı kantosunda Iustinianus’ un ağzından Roma’nın tarihi özetlenir. İlahi komedyanın üç bölümü de “yıldızlar” sözcüğüyle sona erer (s. 18, paragraf 2).
     Papa’nın jübile yılı ilan ettiği 1300 yılı Paskalyasında 7Nisan Perşembeyi 8 Nisan Cumaya bağlayan gece “yaşam yolumuzun ortasında” Dante (günahkârlık ortamını simgeleyen) “karanlık bir ormanda” yolunu şaşırır. Cuma sabahı gün ağarırken bir tepenin eteğinde (insan aklını simgeleyen)Vergilius ile karşılaşır. Dante'nin yardımına koşan Vergilius, kötülüklerden arınmak için onu öteki dünyanın üç bölümünü gezmeye çağırır. Dante ile Vergilus’un o gece başlayan Cehennem gezisi 9 Nisan Cumartesi gecesi sona erer. 10 Nisan Pazar günü, birlikte Araf’a ulaşırlar (sayfa 19, paragraf 1).
     Dante’nin tasarladığı Cehennem, dibine doğru inildikçe daralan bir çukurdur. Bu çukur iç içe dokuz daireden (kattan) oluşur. Dairelerin her birinde ayrı bir günah işlemiş olanlar cezalandırılır. Aşağıya doğru inildikçe ceza ağırlaşır. Cezayı veren Tanrı değildir. İnsanlar Araf’a, Cennet’e gidebilecekken, yaşarken yaptıkları yanlış seçimler sonucunda Cehennem’e gitmişlerdir. Çarpıldıkları cezayı, yeryüzünde sürdükleri yaşamla kendileri belirlemiştir. Cezanın ağırlığı, işlenen günahın ağırlığı ile orantılıdır. Cehennem, İsa’nın yaşamış olduğu kutsal Kudüs kentinin altına rastlar. Cehennem’in giriş bölümünde “kötülük de iyilik de yapmadan yaşamış olanların ruhları” vardır. Cehennem’in ilk akarsuyu Akheron da buranın sınırındadır. Daha sonra Cehennem’in ilk dairesi Limbus gelir. Limbus’taki ruhlar dürüst yaşam sürmüş, ancak çoğu Hıristiyanlıktan önce yaşadığı için “vaftizden yoksun kalmış”, vaftiz olmadan ölmüş ruhlardır. Daha sonra asıl Cehennem denilen bölüm başlar. İkinci dairede şehvet düşkünleri, üçüncü dairede oburlar, dördüncü dairede cimriler, savurganlar, beşinci dairede öfkeliler cezalandırılır. Beşinci daire ile altıncı daireyi “ağır suçluların bulunduğu”, içinde “sonsuza dek ateş yanacak olan ”Dite kenti ayırır. Altıncı dairede sapkınlar, yedinci dairede başkalarına, kendilerine, Tanrı’ya saldırıda bulunanlar, sekizinci dairede kadın tellalları, din sömürücüleri, rüşvet yiyenler, hileciler, hırsızlar, ikiyüzlüler, bölücüler, simyacılar, kalpazanlar cezalandırılır. Dokuzuncu dairede akrabalarına, vatanlarına, konuklarına, kendilerine iyilik yapanlara ihanet edenler bulunur. Cehennem’den çıkmadan önce Vergilius ileDante kötülüklerin simgesi Lucifer’i yarı beline dek buzlara gömülü olarak görürler.
     Cehennem (Inferno): İlahi Komedya’nın ilk bölümünü oluşturan Cehennem’i Dante’nin 1308 yılında tamamladığı sanılıyor. Cehennem 34 kanto içerir. Bu kantoların toplam dize sayısı 4720’dır. Dante bu yolculuk boyunca 112 kişiyle karşılaşır.
     Dante’nin tasarladığı Cehennem, dibine doğru inildikçe daralan bir çukurdur. Bu çukur, iç içe geçmiş dokuz daireden (kattan) oluşur. Dairelerin her birinde ayrı bir günah işlemiş olanlar cezalandırılır. Aşağıya doğru inildikçe ceza ağırlaşır. Cezayı veren Tanrı değildir. İnsanlar Araf’a, Cennet’e gidebilecekken yaşarken yaptıkları yanlış seçimler sonucunda cehenneme gelmişlerdir. Çarpıldıkları cezayı, yeryüzünde sürdükleri yaşamla kendileri belirlemiştir.
      Cehennem, İsa’nın yaşamış olduğu kutsal Kudüs kentinin altına rastlar. Cehennemin giriş bölümünde “kötülük de iyilik de yapmadan yaşamış olanların ruhları vardır. Cehennem’in ilk akarsuyu Akheron da buranın sınırındadır. Daha sonra Cehennem’in ilk dairesi Limbus gelir. Limbus’taki ruhlar dürüst yaşam sürmüş, ama çoğu Hıristiyanlıktan önce doğdukları için vaftizden yoksun kalmış ruhlardır. Daha sonra asıl cehennem denilen bölüm başlar. İkinci dairede şehvet düşkünleri, üçüncü dairede oburlar, dördüncü dairede cimriler, savurganlar, beşinci dairede öfkeliler cezalandırılır. Beşinci daire ve altıncı daireyi “ağır suçluların bulunduğu”, içinde “sonsuza dek ateş yanacak olan” Dite kenti ayırır. Altıncı dairede sapkınlar, yedinci dairede başkalarına, kendilerine, Tanrı’ya saldırıda bulunanlar, sekizinci dairede kadın tellalları, din sömürücüleri, rüşvet yiyenler, hileciler, hırsızlar, bölücüler, simyacılar, kalpazanlar cezalandırılır. Muhammed de Hıristiyanlığın üzerine yeni bir din getirerek bölücülük yaptığı için buradadır. Dokuzuncu dairede de ihanet edenler bulunur. Kötülüklerin simgesi Lucifer’i de, cehennemden ayrılmadan önce yarı beline dek buzlara gömülü olarak görürler:
Her ağızda dişler bir günahkâr öğütüyordu
Bir değirmen gibi, böylece aynı anda 
Üç günahkâr birden işkence görüyordu.
Cehennem, XXXIV
     Araf (Purgatario): Hıristiyan inancında Araf kavramı göreceli olarak yenidir. Kilise, öteki dünyayı Cennet ve Cehenneme olarak ayırmaktayken, 1274’te toplanan İkinci Konsül, ikisinin arasında bir de Araf olduğu görülünü benimsedi. İlahi Komedya da Araf’a yer verir. Ancak dönemin başka yazarları Araf’a cezaların daha kısa tutulduğu bir cennet gözüyle bakarken; Dante, Araf’ı, meleklerin yer aldığı, sık sık şarkı söylenen, Cehennem ve Cennet arasındaki bir köprüdür.
  İlahi Komedya’da da Araf’a yer verir. Ancak dönemin başka yazarlarının Araf’ı cezaların daha kısa tutulduğu bir tür Cehennem olarak nitelemelerinekarşılık, Dante’nin Araf’ı, meleklerin yer aldığı, kabartma yontularla süslü, sık sık şarkı söylenen, Cehennem ile Cennet arasında bir köprüdür. Cehennem’in karanlığı burada yerinigün ışığına bırakır. Dante Araf’ı, güney yarı kürede, denizlerin insan ayağı basmamış kesimindeki bir adada yükselen bir dağ olarak tasarlar. Araf dağını, Tanrı’ya başkaldıran Lucifer’in dünyaya düşerek Cehennem çukurunu açtığında savrulan toprak oluşturmuştur. Araf yedi kattan oluşur. Yedinci katın üstünde, dağın tepesinde “Yeryüzü Cenneti” bulunur. Buradaki kutsal orman, Cehennem’in başlangıcındaki “karanlık ormanın” karşıtıdır. Âdem ile Havva’nın, yasak meyveyi yemeden önce yaşamış oldukları Yeryüzü Cenneti, Araf dağını tırmanarak günahlarından arınan ruhu simgeler.
     Araf;  33 kanto içerir, toplam dize sayısı 4755’dir. Dante, bu yolculuk sırasında 46 kişiyle karşılar. 10 Nisan Perşembe, paskalya günü başlayan gezi üç gün sürer. Araf’a gidecek olan ruhları bir melek, Roma’dan da geçen Tevere Irmağı’nın denize döküldüğü yerden, Araf’ın bulunduğu adanın kumsalına taşır. Kumsalda, kayalık bir bölüme geçilir, Araf’ın girişine.
 Ruhlar, Araf’a girmeden önce, ruhlarının ağırlığıyla doğru orantılı olarak bir süre burada bekler. Araf’ın üst katlarına çıkıldıkça, günahın ağırlığı ve verilen ceza azalır. Cezanın amacı, ruhun eğitilmesi, günahlardan pişman olmanın sağlanmasıdır. İyilik kötülük karşıtlığının bir sonucu olarak Cennet-Cehennem ikilisine eklenen Araf, bir değişim merkezidir. Vergilius ile birlikte Araf’a tırmanan Dante, Yeryüzü Cenneti’nde yıllardan beri görmemiş olduğu Beatrice ile karşılaşınca, Vergilius birden yok olur. Lethe ve Eunoe ırmaklarında arınan Dante, Beatrice ile birlikte Cennet yolculuğuna başlar. 
Bu kutsal mı kutsal sudan, yeni yapraklara
bürünmüş taze bir fidan gibi canlanıp da
arınmış olarak eski yerime vardığımda
çıkmaya hazırdım, artık yıldızlara
Araf XXXIII
     Cennet (Paradiso): İlahi Komedya’nın üçüncü bölümünü Cennet’i Dante ölümünden çok kısa bir süre önce tamamladı.
     Cennet 33 kanto içerir, bu kantoların toplam dize sayısı 4458’dir. Dante, çağının yazarlarından ayrılan bir Cennet tasarlamıştır. Şeytanların kol gezdiği, ruhların ateşler içinde kıvrandığı bir cehennemin karşıtı olarak Cennet, sürekli bir devinimin, büyük bir hızın, insan gözünün algılamakta zorlandığı bir ışığın egemen olduğu bir yerdir. Cehennemin dibinin buzlarla örtülü olmasına karşılık Cennet’te de kızgın alevler yer alır. Cehennem ile Araf gibi, Cennet de on bölümden oluşur. Göğün ilk katında Ay vardır. İkinci katta Merkür, üçüncü katta Venüs, dördüncü katta Güneş, beşinci katta Mars, altıncı katta Jüpiter, yedinci katta Satürn gezegenleri yer alır. Sekizinci katta dönmeyen yıldızlar, dokuzuncu İlk Devindirici vardır. Arı ışıktan oluşan, maddeden arınmış onuncu kat ise, kutlu ruhlarla Tanrı’nın katıdır. Dante, bu katı Convivio’da “evrenin tümünü saran, ötesinde hiçbir şeyin bulunmadığı en yüce yapı” olarak tanımlar.
     Bu katın merkezindeki “öncesiz, sonrasız güçlü ışık” ise Tanrı’dır. Dante, Tanrı’yı bir enerji kaynağı olarak değerlendirmekle, çağının yazarlarından ayrılır, bilimselle kutsal arasındaki seçimini bilimden yana yapar.
     Bir gezegenden bir gezegene çıkış düz bir çizgi izler. Bir gezegene ulaşan Dante, bir süre göğün bu katıyla birlikte döner. Sonra, büyük bir hızla üst kata çıkar. Katların görünüşü birbirinin aynıdır.
     Cehennem’de, Araf’ta çeşitli zorluklarla karşılaşan Dante, Cennet’te de inanç, umut, sevgi konusunda birer sınavdan geçer. Ama Cennet, her şeyden önce ışıkla gökyüzünün bir şiiridir. Dante, günümüzde ancak kozmonotların tanık olabildikleri bir ortamı resmeder. Gezinin sonu yaklaştıkça, sözcükler de bellek de görülenleri aktarmaya kifayetsiz kalır:

Çünkü isteğine yaklaştıkça akıl yetimiz,
öyle derinlere dalar ki,
izleyemez olur onu belleğimiz
Cennet I
     Dante’nin Cennet yolculuğu zaman içinde geriye dönüş özelliği de taşır. Bu yolculuk, doğum anına doğru bir dönüştür aynı zamanda. Cehennem ile Araf’ta Vergilius Dante’nin korkularını giderirken, karşısında ergin bir kişi vardır. Oysa Cennet’te Beatrice-Dante ilişkisi, ana ile kundak çocuğu ilişkisidir sanki:
Anımsadıklarımla ilgili sözlerim
meme emen bir çocuğun sözlerinden bile
yetersiz kalacak bundan böyle
Cennet XXXIII
Günümüzün Dante yorumcuları, yapıtın yazılış amacının geçen yüzyıla dek öne sürüldüğü gibi Cehennem olmayıp, Cennet olduğu görüşündedirler. Dante, hem sevdiği kadını övdüğü hem de Tanrı’nın ışığına kavuştuğu Cennet’i “güneşi yıldızları döndüren sevgi” ile bütünleştirerek noktalar. Ben o kişiyim ki sevda esin verince kaleme sarılırım/ Onun ruhuma aktardıklarını/ kağıda aktarırım dizeleri haklılığınızı kanıtlıyor.
     Dünya şiirinin başyapıtı İlahi Komedya, Dante'nin Cehennem'e, Araf'a ve Cennet'e yaptığı düşsel bir geziyi destanlaştırır. İlahi Komedya, 14 233'e ulaşan toplam dize sayısı ile şiir tarihinin en uzun soluklu şiiridir. Dante'nin 1300 yılının 7 Nisan Perşembe gecesi başlayan gezisi bir hafta sürer, Dante'ye Cehennem ve Araf yolculuğu boyunca Latin şair Vergilius rehberlik eder. Araf'ın tepesinde Vergilius yerini, Cennet'te Dante'ye rehberlik edecek olan Beatrice'ye bırakır. Dante, Beatrice'yi ilk kez gördüğünde kendisi dokuz, Beatrice sekiz yaşındadır. Dante, ömrü boyunca Beatrice'ye bağlı kaldığı gibi, düşünce dünyasının da esin kaynağı olur Beatrice. Vergilius'un Aeneis destanını örnek alan ve sıradışı bir aşka mitoloji, tarih ve kutsal metinlerle de desteklenen gerçeküstücü bir ortamda yakılan bir ağıt olarak da değerlendirilebilecek olan İlahi Komedya'nın, tarih ve felsefeden dinbilime, gökbilimden geometriye uzanan bir ansiklopedi niteliği taşıması da bir başka özelliğidir.
Dante, İlahi Komedya ve İslam
     Dante ve İslam kitabının yazarı Palacios, 19. Yüzyılın ikinci yarısıyla 20. Yüzyılın başlarında yaşamış İspanyol bir din adamıdır. Palacios, kilisedeki görevini sürdürürken Gazali üzerine akademik çalışmasını tamamlayıp doktor unvanını almış, daha sonra ise ömrünü Gazali’nin dışında İbn Hazm ve İbn Arabî başta olmak üzere İslam dünyasının önemli isimlerini incelemeye adamıştır.
     Palacios, dönemindeki genel eğilimin tersine, Dante’nin İlahi Komedya’sına ilham veren kaynakları Hıristiyan kültürü yerine İslam’da arayarak çevresindekileri şaşırtmış, bu arayışın neticelerini, yani Dante’nin İslam’a neler borçlu olduğunun kanıtlarını sunduğunda ise şaşkınlık yerini öfke ve dışlamaya bırakmıştı. Dante gibi koyu bir Hıristiyan’ın bırakın İslami kültürden yararlanması, adının İslam’la yan yana anılması bile irkilticiydi. Öte yandan, eseri önyargıdan uzak bir şekilde okuyanlar, Palacios’un hiç de boş bir uğraş içinde olmadığını itiraf etmek zorunda kalmışlardır.
“Dante’nin muhteşem şiirini kafasında tasarlamasından en az altı yüzyıl önce, İslam dünyasında Hz. Muhammed’in öbür dünyaya [metafizik âleme] yolculuğunu anlatan bir dinî kıssa mevcuttu.” (Dante ve İslam 117) Palacios’un çıkış noktası işte bu düşüncedir. Sonraki aşamada, Kur’an-ıKerim başta olmak üzere, yazarın aşina olduğu İslamî metinlerle İlahi Komedya’daki benzerliklerin tesadüfî olup olmadığı sorusu gelir. Bu sorunun cevabını bulmak üzere yaptığı araştırmalar, eserin İslami kaynaklarla ilişkisinin öngördüğünden de fazla olduğunu göstermekle kalmamış, onu Dante’nin bu ölümsüz eserinin Kur’an’da da geçen Miraç kıssası ve başka İslami metinlerin ustaca bir araya getirilmiş bir kopyası olduğu sonucuna ulaştırmıştır. Yazara göre, İslami kaynaklarla İlahi Komedyaarasındaki ilişki bir model-kopya ilişkisidir ve Dante’nin ölümsüz eseri bu açıdan son derece başarılı bir kopyadır, bir taklittir.
Dante ve İslam, dört bölümden oluşuyor. İlk bölüm, Hz. Muhammed’in gece yolculuğu (İsra) ve göğe yükselişi (Miraç) kıssasının İlahi Komedya ile karşılaştırılmasını içeriyor. Burada, kıssanın Kur’an’daki kısıtlı anlatımından ziyade asırlar içinde gelişen farklı versiyonlarını (Bunlar içinde İbn Arabî’nin Fütühat-ı Mekkiye ve Ebu’l Alâ El Maari’nin Risaletü’l Gufran adlı eserleri başı çeker.) dikkate alan yazar, bunların Dante’nin eserindeki izdüşümlerini oldukça çarpıcı örneklerle belgeliyor. Yazarın ağzından bu karşılaştırmanın özetinin bir kısmı şu şekildedir:
“Bu versiyonların neredeyse tamamında Hz. Muhammed, tıpkı Dante gibi, hikâyenin yaratıcısı var sayılarak anlatıcı konumuna getirilmiştir. Ayrıca her iki yolculuk da kahramanların derin bir uykudan uyandırılmasından sonra, geceleyin başlamaktadır.
 Kıssanın uyarlamalarından birinde, bir arslan ve bir kurt cehennemin kapısını tutar; Dante’nin şiirindeyse aynı pozisyonda karşımıza bir leopar, bir arslan ve bir dişi kurt çıkar. Müslüman yolcunun karşısına çıkan cinlerin başı Hayte’ur, bariz bir şekilde, Limbus’a kadar Dante’ye rehberlik eden klasik edebiyatın üstadı Vergilius’a karşılık gelmektedir. Vergilius, Dante’nin karşısında tıpkı Cebrail’in Hz. Muhammed’in karşısında belirdiği gibi belirir ve her iki kılavuz da yolcunun merakını tatmin etmek için ellerinden geleni yaparlar. Cehenneme yaklaşılmakta olduğuna dair işaret her iki hikâyede de aynıdır. (…) İsra’nın başında Hz. Muhammed’i kızgın demirle kovalayan öfkeli zebaninin İlahi Komedya’daki karşılığı sekizinci dairenin beşinci çukurunda Dante’yi kovalayan zebanidir. (…) Cehennemdeki cezalar arasında da yakın bir benzerlik vardır. Örneğin Dante’da korkunç bir cehennem kasırgasıyla oradan oraya sürüklenen zinakârlar, kıssada bu kez bir alev fırtınasıyla yukarıya ve aşağıya savrulup dururlar. (…) Rehberi tarafından yüreklendirilen Müslüman yolcu, Vergilius tarafından yüreklendirilen Dante’nin Araf Dağı’na tırmanmasına benzer bir şekilde, yalçın bir dağa tırmanmaya çalışır.” (109-111).
Benzerliklerin özetini vermek bile sayfalar süreceğinden sadece belli başlı noktalar üzerinden bu karşılaştırmanın dikkat çekici sonuçlarına göz atmak yerinde olacaktır. Nitekim kitabın ikinci bölümünde Palacios, bu kez İlahi Komedya’yı İsra ve Miraç dışında kalan diğer İslami kıssalarla karşılaştırıyor ki, burada da Dante’nin sanatının İslami kökenlerini açığa çıkaran örneklerle karşılaşıyoruz. Palacios’a göre, “İslam’ın cehennem tasavvuru birçok yönden Dante’nin cehennemiyle aynıdır. Her iki cehennem de basamaklar, katlar veya dairesel katmanlardan oluşan muazzam derinlikte bir çukur olarak tarif edilmiştir. Cehennemin katlarından her biri, kendisine tahsis edilen işkence biçimiyle orantılı bir derinliktedir. Yine bütün katlar alt bölmelere ayrılmıştır ve her iki cehennem planında da cehennemin katları özel isimler taşır ve belli bir günahkâr kategorisine ayrılmıştır.” (139).
Yine aynı bölümde, cehennemde çekilen cezaların ayrıntılarında dahi İslami kıssalarla İlahi Komedya arasında şaşırtıcı benzerlikler görürüz. Dante’nin işkence sahneleri kusursuzdur; ancak Palacios, bunların hepsinin İslami literatürde birer prototipinin olduğunu bizlere hatırlatmakta gecikmez. Öyle ki, “Benzerlik, İblis-Lucifer’in maruz kalacağı işkencenin şekline kadar uzanmaktadır.” (162).
İkinci bölümde, cennet tasvirlerinin benzerliğine de değinmek gerekir. Palacios bu benzerlikleri de şöyle özetler: “Her ikisinde de bu cennet, okyanustaki bir adadan doğan yüksek bir dağın tepesindeki enfes bir bahçe olarak sunulur. Bazı İslami kaynaklar cennetin kapısında bulunan ve hem cennetin girişini hem de arafın son basamağını oluşturan bir bahçeden bahsederler. Burada ruh iki ırmağa sokularak son kez arındırılır. Yine bu bahçede ruh, görünüş ve davranışları açısından Beatrice ile arasında çarpıcı bir benzerlik bulunan cennetteki eşi tarafından karşılanır.” (195).
Akla gelebilecek sorulardan biri, Dante’nin hayal dünyasının Hıristiyan kaynaklarında pekâlâ karşılığının bulunabileceği, dolayısıyla Dante’nin çarpıcı sahnelerinin İslam’dan çok Hıristiyan dünyasına uzanabileceği meselesidir. Yazar, bu tartışmaya kitabında tatmin edici cevaplar vermekte. Örneğin Palacios, İlahi Komedya’da Beatrice ile Dante’nin buluşması gibi tipik bir sahnenin bile Hıristiyan ruhuna yabancı olmasına ve Hıristiyan kaynaklarında bir benzerine rastlanmamasına karşın, İslam kaynaklarında bu sahneyle çarpıcı benzerlikle taşıyan metinler bulunduğunu söyler. Aynı şekilde, “Dante, ebedi saadet yurdunu yani Kudüs’ü kuzey yarımkürenin merkezinde bulunduğuna inandığı yeryüzündeki Kudüs’ün tam yukarısına yerleştirir. Bu anlayışın aynısı, daha VII. Yüzyıldan, yani Hz. Muhammed zamanından beri İslam’da vardır.” (204).
“İlahi Komedya’nın Habercisi Niteliğindeki Hıristiyan Menkıbelerinde Yer Alan İslami Unsurlar” başlıklı üçüncü bölümde Palacios, bize Dante’nin etkilenmesi muhtemel Hıristiyan kaynaklarının pek çoğunun da aslında İslami kökenli olduğunu anlatmaya girişir. Burada, Cehennem tasvirlerinden ruhların tartılması hadisesine, Yedi Uyurlar’dan deniz yolculuklarına geniş bir yelpazede Hıristiyan menkıbelerinin çoğunun İslami kaynaklı olduğunun ikna edici bir yöntemle anlatıldığını görüyoruz.
Yazar kitabın son bölümünde ise “İslami Modellerin Hıristiyan Avrupa’ya ve Bilhassa Dante’ye Geçmiş Olması İhtimali” başlığıyla Dante’nin İslam edebiyatına ve filozoflarına duyduğu ilgi ve merakın izinden giderek iddiasını destekleyecek yeni kanıtlar sunar.  Yazara göre, Dante’nin bir dini öğreti olarak İslam’a duyduğu soğukluk, bu dinin kültürel yaratımlarını kapsamaz. Tersine, İslam’ın orta çağ Avrupa’sını derinden etkileyen sanatsal verimleri Dante’nin de hayranlığını kazanabilmiştir. Bunda hiç şüphesiz, Dante’nin üstadları, ona rehberlik eden hocaları Brunetto ve Emmanuel Ben Salomo gibi şahsiyetlerin tesiri de söz konusudur.
Palacios, bütün İslam düşünürleri arasında Dante’ye model olma ihtimali en yüksek kişinin İbn Arabî olduğunu söyler. Zira Dante’nin eserinde cehennemin bölgeleri, göğün katları, mistik gülün daireleri, Tanrısal ışığın odağını çevreleyen melekler, üçlemeyi simgeleyen üç daire tamamen İbn Arabî’de olduğu şekliyle anlatılmıştır. Ayrıca, “Dante’nin, yüksek varlıkların daha aşağıdaki varlıklara etkisini örneklemek için kullandığı ayna metaforu tıpkı mumun alevi gibi, sık sık İbn Arabî’nin eserlerinde de karşımıza çıkar.” (357).





Kaynakça
N/S.(2004).İlahi Komedya-Dante. Felsefe Forumu.1 Aralık 2012, http://www.felsefeekibi.com/forum/forum_posts.asp?TID=35889&PN=1
Tekson, R. (1999). “İlahi Komedya” Önsöz. İlahi Komedya. Oğlak Yayınları 2, Aralık 2012, http://tr.scribd.com/doc/92511948/%C4%B0lahi-Komedya-Dante
Dascioglu Y. (2012). Dante ve İslam. Sakarya Edebiyat.2 Aralık 2012, http://sakaryaedebiyat.com/?p=47
Yardımcı Kaynaklar
http://turkoloji.cu.edu.tr/GENEL/hasan_aydin_islan_ronesans_aydinlanma.pdf

No comments: